|
|
|
derleyen: ömer faruk ak |
||
PADİŞAHIN OĞLU ile KÖSE
Padişahın
bir oğlu varmış. Padişah çok zengin biriymiş. Padişah oğlunu okumaya vermiş.
Oğlan evine dönecekmiş. Hocası demiş ki, “Oğlum.” demiş “Topalınan
köseyinen yoldaş olma ha olma oğlum.” demiş.
Neyse tatil olmuş,oğlan silahını kuşanmış atına binmiş,yola düşmüş evine
gidiyormuş. Yolda giderken bir köseye rastlamış. Köse, “Benimle yoldaş olur
musun?” demiş. Hocasının dediği oğlanın hemen aklına gelmiş. Ama oğlan; “Bu
adam bana ne yapacak? Benden kısa,benden küçük.” demiş ve yoldaş olmuşlar
gidiyorlar. Bir pınarın başına gelmişler. Padişahın oğlu attan inmiş, silahını
çıkarmış bir kenara koymuş, su içiyormuş. Köse, oğlanın silahını kapmış amma
“Kıpırdama bakiyim.” demiş. “Tabi oğlan.” “Arkadaş ben sana ne yaptım da
sen bana silah çekiyon?”demiş. Köse, “Yok.” demiş. “Kıpırdama.”demiş.
“Soyun bakayım sırtını.” demiş. Oğlan soyunmuş. Kendi de soyunmuş. Padişahın
oğlunun sırtını kendi giyinmiş; kendi sırtını padişahın oğluna giydirmiş.
Köse, oğlana yemin ettirmiş. “Ben padişahın oğlu olacağım sen benim hizmetçim
olacaksın.” demiş. Ondan sonra Köse ata binmiş. Padişahın oğlu yolda yürüyor.
Neyse eve varmışlar. “Selamünaleyküm aleykümselam.” Neyse birkaç gün kaldıktan
sonra, Köse, padişahın oğluna demiş; “Filan köyde filan adamın kızına benim
için dünür gideceksin.”demiş. “Ulan oğlum.”demiş. “O köye kuş kanadı ile
yılan göbeği ile gidemez. Dağ canavarları, dağ mahlukları, her şey var.”
“Yok.” demiş. “Gideceksin.” demiş.
Neyse oğlan ahıra inmiş; ahırda ağlıyormuş. Yaşlı atın bir tanesi gelmiş.
“Niye ağlıyorsun?” demiş. Oğlan, “İşte böyle böyle.”demiş. “Padişahın
oğlu filan köye beni dünür gönderiyor.” demiş. “Oraya canavardan kurttan kuştan
kimse gidemiyormuş.”demiş. Tabi at; “Sen git, filan yaşlı ata bineceğim onunla
gideceğim de.” demiş. “Yok o at seni götüremez, derlerse ; ben o atla gideceğim
de.”demiş. “Ondan sonra 40 katır yükü bal iste, 40 katır yükü su iste, 40
katır yükü de et iste.” demiş. “Bunları al. Arılar hücum ederse balı veririz,
kuşlar hücum ederse eti veririz, balıklar hücum ederse suyu veririz. Öyle öyle
geçer gideriz.”demiş.
Neyse oğlan varmış Kösenin yanına, “Şu istediklerimi bana verirsen oraya dünür
giderim.” demiş. “Ne istiyorsun?” Oğlan; “40 katır yükü su , 40 katır yükü
et, 40 katır yükü bal bir de filan yaşlı atı istiyorum.”demiş. “Tamam.”
demişler. Oğlanın istediklerini vermişler. Oğlan atla birlikte yola düşmüş
gidiyorlar. Yaşlı at oğlana ; “Her gelenden bir kanat al bu sana lazım olur.”
demiş. Oğlan ata binmiş biraz ileri varmışlarmış kurtlar kuşlar hücum etmiş.
Neyse onlara eti vermişler. Kuşlar eti yemeye başlamışlar. Bir tane yaşlı kuş
gelmiş; bir kanat vermiş. “Sıkıştığın zaman gözüne çal ben ordayım.”
demiş. Biraz ileri varınca balıklar hücum etmiş. Balıklara da suyu vermişler.
“Bir tane balık gelmiş bir kanat vereyim, sıkıştığın zaman gözüne çal, ben
ordayım.”demiş. Biraz ileri varıca da arılar hücum etmiş. Arılara da balı
vermişler. Bir kanat da arılardan almışlar. Öyle öyle derken köye varmışlar.
Girmişler kızın evine. “Allah’ın emri Peygamberin kavli ile kızınızı
padişahın oğluna istemeye geldik.” Kız demiş ki; “Bazı şartlarım var, o
şartlarımı yerine getirirseniz varırım.” demiş. “Şartların ne?” demişler.
Kız; “Köyün bütün kızlarını toplayın, aynı giysiden giyinelim beni içlerinden
seçip çıkarırsan varırım.”demiş. “Yoksa varmam.” demiş. Neyse tüm kızlar
toplanmış aynı giysiden giyinmişler bir içeriye dolmuşlar. Neyse oğlan arının
kanadı gözüne sürmüş . Arı gelmiş. Oğlan durumu anlatmış. Arı “Ben
hangisinin kafasına konar çıkarsam, bil ki o kız.” demiş. Oğlan, “Tamam.”
demiş. Arı, vız vız vız ondan ona ondan ona konmuş. En son birinin kafasına konmuş
çıkmış.Tabi oğlan arıyı iyice takip etmiş. Oğlan,o kızı çekmiş çıkarmış.
Kız, “Tamam.” demiş. “Ama bir şartım daha var.” demiş. “Dağa bir çift
güvecinim kaçtı onu bulup getirirsen varırım.” demiş. Neyse oğlan, kuşun
kanadını gözüne çalmış. Kuş hemen gelmiş. Oğlan durumu anlatmış. Kuş hemen
gitmiş güvercinleri almış gelmiş. Oğlan güvercinleri kıza teslim etmiş. Kız;
denize iki çift bileziğim düştüydü onu da getirirsen varırım.” demiş. Bu sefer
oğlan balığın kanadını gözüne çalmış. Balıklar gelmiş. Oğlan durumu
anlatmış balıklar da bilezikleri bulup getirmişler oğlana vermişler. Oğlan da
bilezikleri kıza vermiş. Kız da “Tamam.” demiş. “Oğlanı alıyorum.” demiş
Neyse kızı almışlar padişahın evine gelmişler. Tabi oradakiler şaşırmışlar
“Ulan oğlum! Sen nasıl oldu da o köye gittin. O köye kimse gidemezdi.” demişler.
Neyse kızı getirmişler Köseye veriyorlarmış. Kız “Almam.” demiş. “Benim
dediğim şartları sen yaptın. Ben seni alırım.” demiş. Alırdın almazdın
“Yok.” demiş. “Ben seni alırım.” demiş. Oğlan gerçekleri söylemek zorunda
kalmış. Ben sizin oğlunuzum bu adam “Köse” demiş. Bana hocam köseynen yoldaş
olma dediydi ama ben hocamın sözünü dinlemedim. Köseyien yoldaş oldum. Köse de
yolda gelirken bana silah çekti. O benim yerime geçti beni de hizmetçisi yaptı. Bana
da yemin ettirdi.”demiş. Neyse padişah Kösenin boynunu vurdurmuş Kızı da oğlan
almış kırk gün kırk gece düğün yapmışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım
kerevetine.
ANLATAN: Ümmügülsüm
DURMUŞOĞLU
YAŞI :38
TAHSİL DURUMU: İlkokul Mezunu
YÖRESİ: Adana/Saimbeyli/Yardibi Köyü
DERLEME TARİHİ :08.02.2000
|