|
|
|
ismet emre |
||
SANATCININ TÜZÜGÜ Sanatın
amacı ne kadar yaratılmış olan her şeyi doğrudan fakat belli bir rikkatle kavrayarak
varoluşa katkıda bulunmak ise, sanatçının amacı da varolagelen bu güzelden mümkün
olduğunca fazla şeyleri kotarıp ortaya çıkarmaktır. Sanatçının
cenneti sanatın egemen, herbir sanatçının herbir şeyi sanat nokta-i nazarından seyri
ve yeryüzündeki herbir bireyin sanatçı olma duyarlığına gelmesidir. Henüz
ikinci maddedeki oluşum tamamlandığından, sanatçı bugün için nesneyi özünden
kavramanın yanında, insanları sanatın içine, sanatı da insanların içine çekme
uğraşı verir. Bunun
gerçekleşebilmesi ve daha yaşanır bir dünya yaratılabilmesi için, devletler
sanatçılara karşılık beklemeksizin para vermek zorunda olmalıdırlar. Sanatçı,
sadece Tanrı onu özel yarattığı için seçkin bireydir. Bu yüzden, hiçbir başka
çabada bulunmasına, dış itkiyle ayrıca bir şey yapmasına gerek yoktur. O sadece
varlığıyla mümayizdir ve bu yüzden yalnız düşünmesinden dolayı değil,
yemesinden, içmesinden, gezmesinden, eğlenmesinden, havayı teneffüsünden dolayı da
devlet rahatını sağlaması için ona para vermek zorunda olmalıdır. Bunun
karşılığı da yine sanatçının varoluşundan başka bir şey değildir,
olmamalıdır. Hayat,
sıradanlık üzerine kurulmuştur. Bundan dolayı, sıradan olmak kolay, sanatçı
olmaksa zordur. Akış, kolaya doğrudur. Sanatçı, akışa karşı, kolaya karşı,
zorun yanındadır bu anlamda. Ama temelde, seksen zora talip, bir kolaya talibi bile zora
talip hale getiremeyeceğine, seksen sanatçı, bir sıradan adamı sanatçı
yapamayacağına göre, bir sanatçı seksen sıradan insanı nasıl sanatçı yapacak? O
zaman, nicelikle uğraşmak abesle iştigalden başka bir mana taşımıyor. Sanatçı,
içinde nitelik özü taşımayan, sanat ruhuna dair herhangi bir ışık görmediği hiç
kimseyle uğraşmaz. Sanatçının,
birinci derdi kendisidir. İkinci derdi yine kendisi. Ancak üçüncüsü diğer şeyler
olabilir. O da kendisini ilgilendirdiği kadar. İyi
sanatçı, en çok egoist olandır. Sanatçı, egoist olmadığı zaman, kendi varlık
alanına kendi dışındakileri yaklaştırarak, kendini ihlal ettirmiş olur. Oysa onun
uzamı, diğer bütün nesnelerin kaplamından fazla olmalıdır. En
iyi sanatçıysa, egoizmini en çok zaman konusunda gösterendir. Zaman Tanrı’nın ona
verdiği en değerli şeydir. Eşyanın özünün refleksi, en değerli şeyini en başta
koruma üzerine kurgulandığından, zaman konusundaki egoizm, onun bu davranışının en
haklı nedenidir. Sanatçı,
sıradanlaşmaya doğru kendisine fırlatılan bütün saldırılara, kendisini sürekli
yoklamak suretiyle sıradanlaşmaya aday organlarını yok ederek yanıt verir. Bu anlamda
sonuna kadar mazoşist. Sanatçı,
cebinde sürekli bedeninin ve ruhunun resmini taşıyan insandır. Aynalı adam. Bu
anlamda sonuna kadar narsist. Sanatçı,
bulunduğu bütün ortamlarda, bir tek kendisinin farklı olduğunu, diğer bütün
şeylerin birbirinden farklı olmayan benzer varlıklar olduğunu hisseden kişidir. Bu
farklılık onu tepeden tırnağa sarmadığı müddetçe evrimini tamamlamamış
demektir. Sanatçı,
karanlıkta ışık olan, ışığın içindeki karanlığı fark eden kişidir.
Birincide, kendisi, ikincide öteki sözkonusudur. Sanatçı,
sanatçıyı, gelişinden, yürüyüşünden bilir. Bunun için, yeryüzünün neresinde
olursa olsun bütün sanatçılar birbirinin dostudur. Yeryüzünün pörsüyen,
büzüşen, eskiyen ve çürüyen yerlerini onarmak için aralarında gizli bir iletişim
vardır. Bunu, bu şifreyi bir onlar çözerler. Parolaları, parmaklarının uçlarında
gizlidir ve sadece birbirlerine görünür.
|