Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Guest-1.gif (18440 bytes)

kozakoza.gif (32461 bytes)

Guest-1.gif (18440 bytes)

hikmet bilir

 

 

anasayfa.JPG (1504 bytes)

deneme.JPG (1413 bytes)

oyku.JPG (1291 bytes)

siir.JPG (1057 bytes)

inceleme.JPG (1518 bytes)

soylesi.JPG (1383 bytes)

bizler.JPG (1283 bytes)

irtibat.JPG (1316 bytes)

ziyaret.JPG (1882 bytes)

 


 

 

 

ŞİİRDE EVRENSELLİK VE YAHYA KEMAL

 

Yahya Kemal’in, birçok bakımlardan tarihe bağlı, geçmiş kültürle beslenerek şiirinin özünü oluşturmuş bir şair olduğunu söyleriz çoğu kez. Sanki bu değişmez kaide gibi de ne zaman onun hakkında söz açılsa, hemen ikiye ayrılır bir kısmımız maneviyatçı diye savunur,diğer bir kısmımız ise aynı sebepten karşısında yer alırız. Oysa durum gerçekten göründüğü gibi mi?

Geçenlerde “Edebiyat’a Dair”i karıştırırken gözüme bir makale ilişti: “Ahlâk, din, milliyet,vatan veyahut halk ideallerini birer kıyam bayrağı gibi kaldıranlar her millette ve her zaman halis şiiri – daha doğru bir tabirle asıl şiiri – dert edinmiş olanlara en acı bir vicdan davası açarlar ve onları tezyif hatta tahkir ederler.” Şairimiz, “ahlâk,din, milliyet (...) ideallerini birer kıyam bayrağı yapanları” gerçek şiirin karşısında gibi görüyor. Ve eleştirisi de hep bu konuda yoğunlaşıyor. Şiiri vasıta gören her şey öz şiir kavramının dışında kalıyor şaire göre. İslam akaidinin müteassıpları dediği bir kısım şairlerin “asıl şiire” hücum ettiğini söylüyor. Şimdi alıntıları bir kenara bırakıp bu cümleleri tahlil edelim.

Şunu söyleyelim: şiir, bir ideolojinin kayıtsız şartsız hakimiyetine girmemeli. Bu, diğer edebi türler için de geçerli. Ama ideolojisiz şiir var mı ki?! Yahya Kıemal’in temelden karşı çıktığı nokta onun, bağımlım olması, herhangi bir ideolojinin hakimiyetine girmesi. Yani şiirde gaye yine şiirin kendisi. Oysa bu bile bir ideolojinin terennümü.

Tam tersini söyleyeceğim şimdi bunun. İçinde, bir dünya görüşünü barındırmayan hiçbir mısra gerçek anlamda şiir olarak kabul edilemez. Kültürün, dilin taşıyıcısı şiir. İçinden neş’et ettiği toplumun göstergesi bir bakıma. Milli olmayan, içinde yetiştiği kültürü yansıtmaktan uzak kalan hiçbir edebi eserin evrensel boyutu yoktur. Şiirin safı da evrenseli de bir dünya görüşünü temel alır kendine. Bana göre evrensel şiir, Necip Fazıl’ın, Sezai Karakoç’un şiiri, Yahya Kemal’in değil. Çünkü bunlardan ilk ikisi açık ve net olarak bir ideolojiyi, bir karşı çıkışı,tavrı benimsemiş ve şiirlerine temel almış. Suya sabuna dokunmayan bir şairin ve şiirin ne ruhu, estetiği ne de evrenselliği olamaz.

“İslâm akaidinin müteassıp şairleri...” saf şiire hücum ediyorlarmış. Zor değil anlamak, Akif bu. Kavram o kadar kaypak ve belirsiz ki! Müteassıp şair ne demek? Doğrudan doğruya İslâmi hayat tarzı olarak kabul etmiş bir kitlenin şairi mi? Söylüyorum: Bana göre Akif’in şiiri daha evrensel. Her mısra’ında titreyen, yakan bir ruh var. Bir devrin oluşumunu, nabzını, bütün kültüyle birlikte olduğu gibi vermiş şair. İnsan’ı vermiş. Yahya Kemal’in şiirinde donuklaşmış, canlılığını yitirmiş ama dış görünüşüyle görkemli ve göz kamaştırıcı bir yapı söz konusu, Akif’inkinde nefes alıp veren bir tavır, savaşan bir kalp var. Necip Fazıl ve Sezai Karakoç bu noktada Âkif’in devamı... Yani ikisi de bir ideolojinin, karşı çıkışın şairi. Bir farkla, o da, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç’ta estetik ve dünya görüşü dengede, Akif’in şiirinde ön planda ideoloji var. Ama estetiği reddetmesine rağmen Akif’in şiirinin büsbütün bu unsurundan da yoksun bulunduğunu kabul etmiyorum. O mısralara bir kelime eklenip çıkarılamaz.

Yahya Kemal, geçmiş bir çağın panoramasını şirleştiriken yaşadığı devirde alaşağı edilen onca Osmanlı eseri karşısında neden sessiz kaldı? Onların şiirini yazsaydı, karşı dursaydı ya bu tahriplere? Ama şiir silah olarak kullanılamazmış!

Çelişki burda işte. Siz, özlediğiniz çağın bir şiirini yazacaksınız ama aynı değerlerin mahvı karşısında kimseye çatmayacak, çatanlara da muteassıp şair diyeceksiniz. Haksızlık karşısında direnmeyi bilmeyen bir ruh saf şiir yazamaz.

Şunu söylüyorum: Şiirin saflık ve evrensellik ölçüsünü ideolojinin varlığı ve yokluğu belirler. Bizim evrenselimizse Yahya Kemal değil, Âkif’tir.