Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Guest-1.gif (18440 bytes)

kozakoza.gif (32461 bytes)

Guest-1.gif (18440 bytes)

abdusselam bulut

 

anasayfa.JPG (1504 bytes)

deneme.JPG (1413 bytes)

oyku.JPG (1291 bytes)

siir.JPG (1057 bytes)

inceleme.JPG (1518 bytes)

soylesi.JPG (1383 bytes)

bizler.JPG (1283 bytes)

irtibat.JPG (1316 bytes)

ziyaret.JPG (1882 bytes)

 


 

 

 

SEZENİN DÜNYASI

 

Odanın her kösesıne İTHAL DUMAN sinsice yayılmış, bayanların  İTHAL KOKULARIYLA da birleşerek artık ortamı nefes alınmaz hale getirmişti  İşte ne “in”in ve ne de “cin”in   yanaşmaya  cesaret  edemediği  bu  odayı;  dört yetişkin, üç de çocuk paylaşıyordu.

Beyler, COTTERELLI’NİN SON EMİRLERİNİN  borsayı nasıl etkileyeceğini  konuşurlarken; hanımlar  HÜLYA AVŞAR'IN  HADDİNİ BİLDİRDİĞİ  son  PROFESÖRDE  takılmış kalmışlarlardı Aynı zamanda farkında dahi olmadan, her dudak  hareketiyle ve hep birlikte  odadaki   sise  katkıda  bulunuyorlardı. Gözlerindeki  ışıkların   insanlara ümit vermesi  gereken iki çocuk ise, olması gerekenin aksine dünyadan da   ahiretten de  el çekmişcesine, büyükleri tarafından özenle  seçilip  önlerine  konulan İTHAL OYYUNCAKLARLA adeta bütünleşmişlerdi. Zaman zaman bu oyuncakların büyülü atmosferi yetişkinleri dahi sarıyor ve meşgul ediyordu. Ne duman  umurlarındaydı ne de koku, çocukların...  Oyuncakları vardı ya, karınları toktu ya,  her şey yerli yerindeydi ve tamamdı. Haa! Az kaldı birini unutuyorduk. Bir de  Sezen vardı, bu sisin içinde yaşadığını sanan ölülerin  arasında. Onunsa oyuncaklar  umrunda değildi. Tıpkı yetişkinlerin  konuşmalarının umrunda olmadığı gibi. Çünkü o farklıydı, biricikti , (Sez-en+)di o. Ümit vardı üzüm gözlerinde,  hem  kendıne  hemde  başkalarına   yetecek  kadar...O sisten de  kokudan da  rahatsızdı. Odanın  bir   köşesine  terkedilmiş, içinde   her biri ayrı renkte ama tek bir sanatkârın mührünü taşıyan balıklar  olan  akvaryumu  izliyordu. Diğerleri ise ne onun ne de balıkların güzelliğinin farkındaydılar. Âdeta  ülkede  (ah  şey, pardon yani odada)üç ayrı dünya  vardı .  OYNA(YAN)LARIN, OYNA(NAN)LARIN ve bir de ( SEZEN)İN  DÜNYASI. 

Akrep   yelkovan   ikilisi , bufalo  mersedes  ilişkisi  içerisinde birbirini   kovalarken  ya da belki de   öyle  görünüp  oynaşırken , bizim  çocuklar  da  oyuncak  kavgasına  başladılar.

Beriki, ötekine vurdu, öteki ağladı; berikine anne kızdı, beriki de  ağlamaya  başladı; kızan  anneye baba kızdı,  tartışmaya   başladılar, tartışma  erkek- kadın  kavgasına  dönüştü, böylelikle  diğer  çift de  arbedeye katılmış oldu. Sanki  DERİNLERDEN gelen   bir  ses, odadakilerin  kulaklarına fısıldamış ve kavgayı emretmişti.  Her  biri, bir diğerini susturmak  için  avazı çıktığınca  bağırıyordu.

Sezen  ise  bütün  bunların olabileceğini tahmin edip de engel olmaya  gücünün  yetmeyişinin   ezikliğini  hissediyordu.

Aniden SÖNEN IŞIKLAR, tüm seslerı SUSTURMUŞTU. Oynayan   çocuklar  şimdi  korkuyorlardı.   Yetişkinler  ise  herkesin  susmasını sağladığı için elektiriğin kesilmesinin  iyi  olduğunu  savunuyorlardı. Bu defa sessizliği  Sezen  bozdu.  Cevap  alamayacağını bile  bile  babasına  sordu:

Babacığım,  eve  taşındığımızdan  beri  elektiriğin   bu  kaçıncı kesilişi ... Bazen  gidip  hemen  geri  geliyor. Hani   göz  kırpar  gibi... Hem zaten   yeterince  aydınlatmıyordu  da...Bir  yerlerde arızası  var   herhalde. NEDEN  YAPMADIN  BABA ?..

Baba cevap   veremedi.  Odadakiler  karanlığa  uyup  susmaya  devam  ettiler.

Bir  süre  sonra  Sezen:

"Babacığım,  balıklar  akvaryumun  içindeler ya   dünyayı akvaryum  kadar  sanırlar , öyle   değil mi?”

BU  SEFER  BABA ÖFKEYLE :

"Tuhaf  bu çocuk  yaa! Deli midir  nedir? Bir doktora  göstersek  diyorum...”

Diğer  baba :"Benim   yakın  dostum  ORDULU  bir  doktor  var,  ona  gösterelim...............”