|
|
|
birsen akpınar |
||
FİİLLERLE YASAMAK
Var
olmak "kün" emriyle; bir testi misali bomboşken tecelli lûtfuyla aşkla
dolmak... Söz
vermek "Bezm-i Elest"de, "belâ"ya bel bağlamak... Yürümek;
güneşi, ayı pusula edinmek İbrahimce yürümek; tevbeyi rehber edinip Ademce
yürümek, Arafat'ta Havva'ya kavuşmak; ve toprağa yüreğinle basmak, gizleri bilen
adına. Her adımın hesabını kendi kendine vermek, her günahın çetelesini kendin
tutmak, kendi kendinin kâtibi olmak... Tökezlemek
kimi zaman, kimi yerde düşmek, kutsal ahidlere Ömerce kılıç çekmek; pişman olmak
bazan ama yeniden doğrulmak, yine tâlip olmak; başın dik onurla, düşsen de kalksan
da onurla... Çalışmak
yorulmadan, uyumadan çalışmak; Hacerce koşmak bir tepeden diğerine, sonra İsmail'in
topuğundan içmek "âb-ı hayat"ı; hep senden sana yolculuklarla geriye
dönüp bakmamak; çöle bir oba kurmak, yedi iklimin gönlünde meskûn olmak... Engellenmek;
kine çarpmak köşe başında, kapının eşiğinde kıskançlığa rastlamak, ihaneti
kendi koltuğunda ağırlamak, evinin bahçesinde sırtından vurulmak, ilaç diye
içtiğinin zehir olduğunu idrâk etmek ve zehirden kurtulmak için gözyaşları
akıtmak; ağlamak, ağlamak, ağladıkça arınmak... Gizlenmek; Alice ölüm yatağında yatmak, ambargolar aşmak, nükleer saldırılara uğramak, haramice fişlenmek, Erkamca ağırlamak, ensarca paylaşmak; nihayet kırk olmak ve haykırmak, özgürce birlemek... Şereflice
taşımak rütbeleri, alnı ak; kalemin yazdığınca söylemek; "O insana kalemle
yazmayı öğretti" (alak4), ne az ne çok, kalemce söylemek... İnanmak;
önce "O"na, sonra "kün"e, sonra "ba's u ba'de'l-mevt"e;
sonra "kan"a, sonra "can"a, sonra "dervişe", bir de
kendine; hep olmak, çok olmak, bir olmak... Düşünmek;
toprağın altını, göğün ötesini, okyanusun dibini; hepken köşene çekilmek,
hiçken var olmak; tende kalabalık, canda bir olmak; kalabalık ıssızlıkların
ortasında yalçın kayaların üstünden dervişçe enginlere bakmak; sonra tıpkı
okyanusa akan nehirler gibi yüreklerce "küll"e akmak... Aşmak zamanı ve mekanı; ince bir çizgi olmak var ile yok arasında, fiillerle yaşamak: “kün" ve "ba's u ba'de'l-mevt".
|