|
|
|
meftune kaymakçı |
||
HUZURUM
İçimde
anlam veremediğim bir huzur var. Sorsam söyler misin? Nesin, kimsin? Neden bendesin,
yoksa bendeliğim misin? Bulutu yansıtan ışıklar gibi aydınlatır mısın yüreği
mi? İçimdeki her şeyi yerli yerine koyar mısın? Kırık parçaları birleştirir
misin, yoksa bakar mısın yalnızca? El değmemiş karlar gibi izlerini siler misin
yüreğimden?.. Kelimelerim
anlamsız ve kifayetsiz... Konuşsam konuşsam... Dökülen yaprağın zavallılığını
yazadur. Ezil, kırıl, parçala... Kır, dök ne varsa. Sessizce "Seni
seviyorum" de de inanayım sana. İnanmak gelmese de içimden. Sessizliğin
çığlığı, karanlığın aydınlığı ol. Kendi kendine yetmek mi sanıyorsun
sevmeyi? Sence bir oyun mu yaşamak? Hangi
hamleyi yapacaksın? Zaman mısın, mekân mı? Yoksa yalnızca sen misin, ben miyim? Türkümü
söylemek sessizce, anlamını anlamadan söylemek... Kara treni beyaz yapamadıysam suç
yalnızca benim mi? İsyan etsem de beni
anlayan yoksa neye yarar muhabbet, neye yarar şikâyet? Yalancı gözlerle bakıyorsun
ya, hakkım haram sana. Gözbebeğime bakıp da benimle ağlamadın ki sen ben olasın..! Hayır, benim değil bu hüzün! Benim hüznüm benim, benim çoşkum benim, benim yalnızlığım benim... Benim huzurum benim...
|