|
|
|
ömer egi |
||
"Gece Uzar Akreplerde
Çırak Tedirginliği” "
Bizim de yaşadıgımız 'hayat'tır kardeşim.." Ali Ayçil Daldan
dala Çaycı
yine ses vermiyor...
/ Zırr !! Efendim, çay ocağı... Çay alalım. İki demli, bir açık, şeker
üç... Bekleyiniz efendim, yeni çay demini alsın.. Bekleyiniz yeni çay!.." Bu bende
çağrışım yapıyor birden ve /
hafızamda tazelenip duruyor... Bekleyiniz yeni AY demini alsın - iyi şiir yazılır şimdi, iyi mi !- Bekleyiniz yeni AY demini alsın - Ay demlenince; yeni ay, bilirsiniz /
Dolunay'a daha var /
Öyleyse bir şeyler karalamalı. Olmadı
yapamıyorum. Zaten neye elimi attım da elimde kalmadı...Yok gözüm, bu iş yürek
ister, sevgi ister, mesâi ister..Yoksa 'şair'in gözündeki üç numara miyop
gözlükleri nerden îcap etti sanırsın? Hem neyi kafana takıyorsun ki, nasıl olsa
"Ocak bir"de ömründen yüzde on daha gidecek. Sorun ne öyleyse? Sorun; belki
bereket, belki teheccüd, belki de melekler... Evet 'melek'ler, sanırım çoktandır
uğramaz oldular. Oysa 'Baba'm daha geçen ay tespih almıştı "Efendi
hazretleri"nden. Oysa ben bu 'gece'nin siyahından yönünü görmeyen gözlerimden
'muzdarip'im. Hem ‘mâzî’de ne olduydu; "Görsen neler var neler..."
dermiş nineme dedem.Gözleri seyre çıkarmış o zamanlar 'samanyolu'na. Kimi meczup
dermiº onun için, kimi velî... Cenazesini mezarlığa kadar uğurladığını görünce
kuşların; - bu doğru- "evliya"
demiş önceden meczup diyenler.Toprağı evliya toprağıdır artık. Mezarı genç
kızların koca bulmak için gittikleri tütsü yeri, çaput bağlama yeri ... Dedim ki
olmaz bu çaputlar. Vakko olacak bacım Vakko! Hem ipek olursa daha çabuk kabul olunur
dileğiniz! Şimdilerde dedemin Erzurum semalarında uçtuğunu görüyor, evliya
toprağından beslenen şapşal... Hadi ben çıkıyorum. Allah müstehakkınızı
versin.. Uçmak
dedim de aklıma geldi. Uçak, evet uçak benim ilk hayal kırıklığımdır. Ne yani siz
hâlâ benim Leylîyi kaybettiğim günde misiniz? -Bu
arada o beni kaybetti, biline - Geçelim... Çocuktum,
babam Libya'dan izne geldiğinde otururdum dizinin dibine, adamcağızı bunaltırdım
sorularımla: "Babacım, uçak kaç metre, pervanesi kaç tur atar, direksiyonu
yuvarlak mı?" gibisinden. O da ne yapsın, geçiştirmeye çalışırdı... Buradan
kombinaya kadar X (2 km.). Uçak, benim kahramanımdı artık. Sağolsun babam da hayal
dünyamı epeyce zenginleştirmiştir... Hep onun gibi bir gün uçakla Libya'ya giderken,
Akdeniz'e atlayıp yüze yüze Libya'ya çıkacağımı hayal ederdim. O öyle yapmıştı
da! Ama o gün, o felaket gün... Bilemezsiniz yıkılmıştım resmen yâhu!! Baba uçak kaç metredir? -
Otuz metre filan - ......????!!!!!! Aşkolsun Babacığım!.. Aşkolsun
evet aşk... Bunu bana Amasya'dan geçerken Tuncay Abi söylemişti; "Şu dağı
delmişler, su getirmişler de kral güvercinleri salıvermiş..." Aferin... Aslında
ben aşkı şey zannederdim. Hani bizim kümeste tavuğun sansarla boğuşurkenki ana
sevgisi miydi neydi? Sizin bildiginiz aşk, 'okul'dan kaçıp Erzurum'a gittigim bir kış
günü, eski mahallemizin x sokağının köşesinde, karda, kışta, 'kıyamet'te kaldı.
Beklerdim hani çıksa da görsem, hem göremezdim olurdum döndükten sonra. Babamdan
yediğim dayak da cabası. Neyse şimdi açmayalım eski defterleri, yorgunum.Yorgunum, ne
dinlendirir beni? Yemek yerken dahi gayri ihtiyari elime aldığım kitap, evet kitap...
Bir de elime bir kalem, bir kitap geçmeyiversin, hemencecik bir araba resmi
yapıvermişimdir. Çoğu
zaman farkına bile varmam. Bu da bir hastalık türü olsa gerek, /İstanbul/ diyeceğim
şimdi... geçelim sonra değiniriz. Kitaplara dönelim. Hani şu bizim servisin yolu
birgün Ankara'ya düşse de Kızılay'daki sergileri dolaşsam diyorum. Şu korsan
sergiler var ya, bilirsiniz. Ne yapalım kardeşim "Bay Pipo" piyasada dört
buçuk milyon, sergide bir buçuk. E bizim ekonomimiz belli... Şimdi diyeceksiniz ki,
sigara kaç yüz bin? Orasını karıştırmayalım lütfen. Yazarın emeğine saygı,
te'lif hakları? Onu da geçelim. Ha bir tek şiir kitapları, asla korsan baskıdan
almam. 'Şiir'in hayatımıza kattığı olgular ve ‘şâir’in manevi şahsiyetine saygı ifadesi olaraktan...Ya
diğerleri? O da nüans farkı! Duydunuz
mu bilmem İbrahim Sadri buzdolabının "no-frost oldugundan bahsetmedi. Neden
efenim? O da sanatın ayrıntısı değil mi, ‘teknoloji sanatı’nın? Hem İbrahim
Sadri bir milyon satmış maaşallah, bir milyon kişi buzdolabının kapağını
kapatmış ayağı ile, helal!!! Ne yapsınlardı kalkıp da "Kahrolsun ‘Mc
Donalds’ın pilav üstü döner üzerindeki ‘pres’i" türünden martavallarla
mı uğraşsınlardı?.. S. KARAKOÇ, ölüleri ‘balkon’a gömedursun, elin oğlu
malı götürüyor. İyi mi? Sonuç: No-frost spor 7, Nonkonformist spor 0 bilemedin 1...
Beride ZiyaPaşa; "Sen zanneder misin ki benim hep elemlerim, heyhat ki ben nevâib-i
eyyâmı inilerim" diyedursun; benim vatandaşım, "Gendim için bişe isdiyosam
naameedim" nidâlarıyla avunur durur. -Hop!
çok ileri gittin. Adamı...!!!! Yok
yahu! Ben zaten anlamam 'siyaset'ten. Ben çok çok, 'Okyanus'a karşı Marmara
martılarının seçmeniyim...! Hülâsa-i kelâm bu günde oturduk şiir mesaisine. Lakin "ilham" hazretleri misafir değil (ilhamını sevsinler.!) Gerçi erbâbı diyor ki; “Çalış! İlham hikâye...” Ama "iyi saatte olsunlar"ın da katkısı az değil bilirsiniz.
|