Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Guest-1.gif (18440 bytes)

kozakoza.gif (32461 bytes)

Guest-1.gif (18440 bytes)

ömer egi

 

anasayfa.JPG (1504 bytes)

deneme.JPG (1413 bytes)

oyku.JPG (1291 bytes)

siir.JPG (1057 bytes)

inceleme.JPG (1518 bytes)

soylesi.JPG (1383 bytes)

bizler.JPG (1283 bytes)

irtibat.JPG (1316 bytes)

ziyaret.JPG (1882 bytes)

 


 

 

 

"Gece Uzar Akreplerde Çırak Tedirginliği”

 

 

" Bizim de yaşadıgımız 'hayat'tır kardeşim.."

                                                        Ali Ayçil

Daldan dala

Çaycı yine ses vermiyor...

                               / Zırr !!

 Efendim, çay ocağı...

 Çay alalım. İki demli, bir açık, şeker üç...

 Bekleyiniz efendim, yeni çay demini alsın..

 Bekleyiniz yeni çay!.." Bu bende çağrışım yapıyor birden ve

/ hafızamda tazelenip duruyor...

 Bekleyiniz yeni AY demini alsın  - iyi şiir yazılır şimdi, iyi mi !-

 Bekleyiniz yeni AY demini alsın  - Ay demlenince; yeni ay, bilirsiniz

/ Dolunay'a daha var

/ Öyleyse bir şeyler karalamalı.

Olmadı yapamıyorum. Zaten neye elimi attım da elimde kalmadı...Yok gözüm, bu iş yürek ister, sevgi ister, mesâi ister..Yoksa 'şair'in gözündeki üç numara miyop gözlükleri nerden îcap etti sanırsın? Hem neyi kafana takıyorsun ki, nasıl olsa "Ocak bir"de ömründen yüzde on daha gidecek. Sorun ne öyleyse? Sorun; belki bereket, belki teheccüd, belki de melekler... Evet 'melek'ler, sanırım çoktandır uğramaz oldular. Oysa 'Baba'm daha geçen ay tespih almıştı "Efendi hazretleri"nden. Oysa ben bu 'gece'nin siyahından yönünü görmeyen gözlerimden 'muzdarip'im. Hem ‘mâzî’de ne olduydu; "Görsen neler var neler..." dermiş nineme dedem.Gözleri seyre çıkarmış o zamanlar 'samanyolu'na. Kimi meczup dermiº onun için, kimi velî... Cenazesini mezarlığa kadar uğurladığını görünce kuşların; - bu doğru-  "evliya" demiş önceden meczup diyenler.Toprağı evliya toprağıdır artık. Mezarı genç kızların koca bulmak için gittikleri tütsü yeri, çaput bağlama yeri ... Dedim ki olmaz bu çaputlar. Vakko olacak bacım Vakko! Hem ipek olursa daha çabuk kabul olunur dileğiniz! Şimdilerde dedemin Erzurum semalarında uçtuğunu görüyor, evliya toprağından beslenen şapşal... Hadi ben çıkıyorum. Allah müstehakkınızı versin..

Uçmak dedim de aklıma geldi. Uçak, evet uçak benim ilk hayal kırıklığımdır. Ne yani siz hâlâ benim Leylîyi kaybettiğim günde misiniz?  -Bu arada  o beni kaybetti, biline -  Geçelim...

Çocuktum, babam Libya'dan izne geldiğinde otururdum dizinin dibine, adamcağızı bunaltırdım sorularımla: "Babacım, uçak kaç metre, pervanesi kaç tur atar, direksiyonu yuvarlak mı?" gibisinden. O da ne yapsın, geçiştirmeye çalışırdı... Buradan kombinaya kadar X (2 km.). Uçak, benim kahramanımdı artık. Sağolsun babam da hayal dünyamı epeyce zenginleştirmiştir... Hep onun gibi bir gün uçakla Libya'ya giderken, Akdeniz'e atlayıp yüze yüze Libya'ya çıkacağımı hayal ederdim. O öyle yapmıştı da! Ama o gün, o felaket gün... Bilemezsiniz yıkılmıştım resmen yâhu!!

 Baba uçak kaç metredir?

- Otuz metre filan

-  ......????!!!!!! Aşkolsun Babacığım!..

Aşkolsun evet aşk... Bunu bana Amasya'dan geçerken Tuncay Abi söylemişti; "Şu dağı delmişler, su getirmişler de kral güvercinleri salıvermiş..." Aferin... Aslında ben aşkı şey zannederdim. Hani bizim kümeste tavuğun sansarla boğuşurkenki ana sevgisi miydi neydi? Sizin bildiginiz aşk, 'okul'dan kaçıp Erzurum'a gittigim bir kış günü, eski mahallemizin x sokağının köşesinde, karda, kışta, 'kıyamet'te kaldı. Beklerdim hani çıksa da görsem, hem göremezdim olurdum döndükten sonra. Babamdan yediğim dayak da cabası. Neyse şimdi açmayalım eski defterleri, yorgunum.Yorgunum, ne dinlendirir beni? Yemek yerken dahi gayri ihtiyari elime aldığım kitap, evet kitap... Bir de elime bir kalem, bir kitap geçmeyiversin, hemencecik bir araba resmi yapıvermişimdir.

Çoğu zaman farkına bile varmam. Bu da bir hastalık türü olsa gerek, /İstanbul/ diyeceğim şimdi... geçelim sonra değiniriz. Kitaplara dönelim. Hani şu bizim servisin yolu birgün Ankara'ya düşse de Kızılay'daki sergileri dolaşsam diyorum. Şu korsan sergiler var ya, bilirsiniz. Ne yapalım kardeşim "Bay Pipo" piyasada dört buçuk milyon, sergide bir buçuk. E bizim ekonomimiz belli... Şimdi diyeceksiniz ki, sigara kaç yüz bin? Orasını karıştırmayalım lütfen. Yazarın emeğine saygı, te'lif hakları? Onu da geçelim. Ha bir tek şiir kitapları, asla korsan baskıdan almam. 'Şiir'in hayatımıza kattığı olgular ve ‘şâir’in  manevi şahsiyetine saygı ifadesi olaraktan...Ya diğerleri? O da nüans farkı!

Duydunuz mu bilmem İbrahim Sadri buzdolabının "no-frost oldugundan bahsetmedi. Neden efenim? O da sanatın ayrıntısı değil mi, ‘teknoloji sanatı’nın? Hem İbrahim Sadri bir milyon satmış maaşallah, bir milyon kişi buzdolabının kapağını kapatmış ayağı ile, helal!!! Ne yapsınlardı kalkıp da "Kahrolsun ‘Mc Donalds’ın pilav üstü döner üzerindeki ‘pres’i" türünden martavallarla mı uğraşsınlardı?.. S. KARAKOÇ, ölüleri ‘balkon’a gömedursun, elin oğlu malı götürüyor. İyi mi? Sonuç: No-frost spor 7, Nonkonformist spor 0 bilemedin 1... Beride ZiyaPaşa; "Sen zanneder misin ki benim hep elemlerim, heyhat ki ben nevâib-i eyyâmı inilerim" diyedursun; benim vatandaşım, "Gendim için bişe isdiyosam naameedim" nidâlarıyla avunur durur.

-Hop! çok ileri gittin. Adamı...!!!!

Yok yahu! Ben zaten anlamam 'siyaset'ten. Ben çok çok, 'Okyanus'a karşı Marmara martılarının seçmeniyim...!

Hülâsa-i kelâm bu günde oturduk şiir mesaisine. Lakin "ilham" hazretleri misafir değil (ilhamını sevsinler.!) Gerçi erbâbı diyor ki; “Çalış! İlham hikâye...” Ama "iyi saatte olsunlar"ın da katkısı az değil bilirsiniz.