Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Guest-1.gif (18440 bytes)

kozakoza.gif (32461 bytes)

Guest-1.gif (18440 bytes)

serkan özaydın

 

anasayfa.JPG (1504 bytes)

deneme.JPG (1413 bytes)

oyku.JPG (1291 bytes)

siir.JPG (1057 bytes)

inceleme.JPG (1518 bytes)

soylesi.JPG (1383 bytes)

bizler.JPG (1283 bytes)

irtibat.JPG (1316 bytes)

ziyaret.JPG (1882 bytes)

 


 

 

 

GECENİN GECELİĞİ

 

Seneler kadar uzun bir gece yaşanıyordu dünyanın tam ortasında. Kuru kuru rüzgârlar esiyordu aşağılara doğru. Bulut kaplı gökyüzünde esen rüzgârların itişiyle oluşan göçlerden dünyayı görme fırsatı bulan yıldızlar yeryüzüne bir şeyler fısıldıyordu.

İnsanlar gecenin verdiği rehavetle sıcacık yataklarında mışıl mışıl uyuyorlardı. Dışardaki kış ayazının donduruculuğundan uzak belki de baharı görüyorlardı rüyâlarında ya da ıslık çalarak esen rüzgâra eşlik eden isyan şarkıları uğulduyordu gönül mağaralarında, kim  bilir? Gece ve yıldızlar için türküler söyleniyordu bir yerlerde.

Oysa hayattan ümit edebileceği hiçbir şeyi kalmadığını anlayan yıkılmış insanların iltica kampıdır gece.

Dünya ve ahiretini harab eden zavallıların fayda vermeyen son haykırışlarının zindan yolunu tuttuğu kara deliktir gece...

İkiye bölünen Kızıl Deniz'in tuzlu suları arasında kalan Firavun'un kabul olmayan tövbesinin ebedi cehennem ikametgahıdır gece...

Ama artık son çırpınışlarıdır gecenin de, etraf  iyice karanlıktır ve seher vakti çok yakın. Sabah olmak üzere...

Kardelenlerin sevdâlıları yıldızlar telaşla göz kırpmaktadırlar yeryüzüne...

Ve...

Güneşin kudretli elleri uzanır gecenin yarı çıplak göğsüne. Birdenbire yırtılır gecenin güzelim geceliği. İşte o zaman söner serseri köpeklerin yıldızı, sokak fenerleri. Bir kez daha bekâreti elinden alınır gecenin, solmuştur artık gonca gülü...