Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Guest-1.gif (18440 bytes)

kozakoza.gif (32461 bytes)

Guest-1.gif (18440 bytes)

ülkü tırpan

 

anasayfa.JPG (1504 bytes)

deneme.JPG (1413 bytes)

oyku.JPG (1291 bytes)

siir.JPG (1057 bytes)

inceleme.JPG (1518 bytes)

soylesi.JPG (1383 bytes)

bizler.JPG (1283 bytes)

irtibat.JPG (1316 bytes)

ziyaret.JPG (1882 bytes)

 


 

 

 

KARDAN ADAMIN GÖZYASLARI

 

Bir hastane odasındaydı Zeynep. Gözlerini  pencereden alamıyordu. Yağan karla birlikte bembeyaz hayellere dalmıştı. Dışarı çıkıp kartopu oynamak, kardan adam yapmak istedi. Ne havanın soğuk oluşu ne de sırtında pijamalarından başka bir giysinin olmayışı umurunda bile  değildi. Sadece, bembeyaz sokaklarda koşmak istiyordu. Koşmak... Doyasıya, uçarcasına koşmak. Dışarı çıkmak için yatağından doğrulmaya çalışırken birden unutmuş olduğu acı gerçeği hatırladı. Gözleri dolu dolu, bir pencerede yağan kara, bir de duvara dayalı duran koltuk değneklerine baktı. Boğazına düğümlenen hıçkırıklarla; "Ne olurdu ben de koşsaydım, ben de oynayabilseydim, ben de çocukluğumu yaşasaydım?" diye iç geçirerek isyan etti. Küçük bir çocukken geçirmiş olduğu bir kazadan dolayı bu lanet koltuk değneklerine mahkûm olmuştu. Ameliyatla düzelebilecekti ancak çok para lazımdı. Ailesi zaten çok fakirdi. Babası amelelik yapıyordu.

Zeynep çok çalışkan olmasına rağmen ilkokulu zorla okudu.Okula annesinin sırtında gidip gelmek çok ağırına gidiyordu. Öğretmeninin ve ailesinin bütün ısrarlarına rağmen orta okula gitmedi. Neye yarayacaktı ki yürüyemedikten sonra?.. Babası yardım istmek için valiliğe ve daha üst mercilere tekrar tekrar başvurmuş, her defasın da yeni sözler almıştı.Bu sözler  Zeynep'i yeni umutlara bağlamıştı. En sonunda vilayetten bir hayırseverin onu amaliyat ettireceği haberi geldi. Sevinçten uçuyordu Zeynep, on altısındaydı ama ameliyattan sonra çocuklar gibi koşup oynayacaktı sokaklarda. Kim ne derse desin on altı yılın özlemini çıkaracaktı. Sabah saat sekiz otuzda ameliyat olacaktı. Saatine baktı bir buçuğa geliyordu. Gözlerine uyku girmedi.  Heyecandan içi içine sığmıyordu.Birden aklına kar geldi. "Ya sabaha kadar kar erirse?"diye düşündü. Hem doktor ona ameliyattan ancak iki hafta sonra yürüyebilirsin demişti. O zamana kadar karlar çoktan erirdi. Nasıl olsa uykusu da yoktu. Vakit bir türlü geçmek bilmiyordu.Güçlükle uzanarak koltuk değneklerine ulaştı. İlk defa birinin yardımı olmadan ayağa kalktı. Önce sendeledi, düşecek gibi oldu. Sonra dengesini sağlayarak değneklerin yardımıyla yürümeye başladı. Gürültü yapmamalıydı. Nöbetçi doktor ve hemşireye görünmeden asansöre ulaştı. Alt kata indiğinde kapıdaki nöbetçi uyumuştu. Onu uyandırmadan dışarı çıktığına sevinmiş; "Bu gece şans benden yana" diye gülmüştü. Bahçeye çıktığında ameliyatı unutmuştu bile. Hayatında gördüğü ilk kardı bu . Elini kara ilk attığında kalbi duracak gibi oldu.  Sonra biraz ilerde çocukların yapmış olduğu kardan adamı gördü. Yanına gitmek istiyordu, fakat değneklerle karda yürümek çok zordu. Daha bir kaç adım atmıştı ki yere düştü. Canının yanmasına aldırış bile etmeden, sürünerek kardan adamın yanına gitti. Ne kadar da güzeldi.  Yaşanmamış bir çocukluğun saflığı ile kardan adamla konuşmaya başladı.

"Seninle aynıyız kardan adam" dedi. "İkimiz de yürüyemiyoruz. Arkadaşların sana ayak yapmayı unutmuşlar. Benimse ayaklarım var ama yürüyemiyorum. Ben yarın ameliyat olacağım biliyor musun? Tekrar yürüyebildiğim zaman karlarda doyasıya koşup oynayacağım ve sana söz veriyorum ayaksız kardan adam yapmayacağım"dedi.

Ona geçmişinden ve hayallerinden bahsetti. Bembeyaz gelinlikler içinde ne kadar güzel bir gelin olacağını anlattı, tıpkı kar gibi... Yorulmuştu, yavaş yavaş uykusu geliyordu ve Zeynep uyudu...

Sabah doktorlar yatağında bulamadılar Zeynep'i. Öğlene doğru onu  karbeyaz ölüme sürükleyen bir beyaz hayalin kucağında buldular. Hiç kimse bilemedi onun umutlarını, hayallerini... Ne doktorlar, ne annesi, ne de babası. Yalnızca erimekte olan kardan adam... Eriyordu kardan adam, Zeynep'in ümitleri, hayalleri gibi ve “Bir başka bahara Zeynepcik, bir başka bahara” derken ağlıyordu.

Kardan adamın gözyaşları ebedî ayaksız kalacak kardan adamlar için mi yoksa Zeynep'in yaşanmamış yılları için midir, bilinmez.