|
|
|
editör |
||
|
Gecenin Çocuğu Hayatının
yaşanılan kısımlarında anlamsızlaşan suretlerin, ifadesi güç duyguların
çığlığı olan sessizliğin, duvarlar arasına mahkum edilmiş isyanların, yabancı
bakış(ış)ların ve hoyratça mahkum edilmiş özgürlüğün, damarlarında dolaşan
asillikle mağlub edilmesinin zamanı gelmişti. Kitabı kapattı ve yürümeye başladı. Kardan
adamın eriyen bakışları altında huzuru kaçan bir yolcu, saati sordu. Saat yirmibeşi
beş geçiyordu. Sustu..! "Saat mi, saatim yok benim. Ben zamansız bir mekanın
akrebiyle boğuşuyorum"dedi. Yürüyordu. Bilmediği, görmediği bir iklime
sürüklenir gibi... Seyis kırbacı ısrarla vuruyordu Zerdüşt'ün sırtına. O
susuyordu. Fiilleriyle yaşıyordu. Eğildi, zarifçe bir nergis kopardı ve uzattı su
kadar aziz olmanın bir erdem olduğunu sezen adama. O artık her şeye küsmüştü,
güneşe bile. Kem talihinin bir gün elbet kendisine de güleceğini ümid ederek
tırmanmaya başladı yamacı. Gecenin geceliğini şehvetle parçalarken güneş, o, bir şarkı mırıldanıyordu ayaklarını sallayarak boşluğa. Gecenin son çırpınışları fayda etmedi namusunu kurtarmaya. O gece bir çocuk geldi dünyaya. Kulağına ezan sesiyle mırıldandılar: "KOZA"
|
|||||||||